Kabede imamlık yapan ingiliz ajanları

Süper güç olma savaşı sadece bugün yaşanmadı. Asırlardır bu savaşlar devam etmekte..

Geçen yüzyılda amerika sovyetler soğuk savaşını şöyle bir düşünelim. Uzayda öncü olma savaşları, nükler üstünlük savaşları derken bu soğuk savaş sürdü gitti..

Dünyada iki süper güç birbirini alt etme mücadelesi verdiler. Sonunda sovyetler pes edip yıkıldı ve yok oldu.. Tersi de olabilirdi ve bugün sovyetlerin hakimeyetinde bir dünya ile karşı karşıya kalabilirdik..

Ya da yarın yeni bir denge kurulur amerikanın karşısına başka bir süper güç olma sevdalısı çıkabilir ve uzun yıllar bu mücadele devam edebilir. Ve belki o yeni süper güç adayı amerikayı tarihten bile silebilir.. Hitler bunu denememişmiydi.. Ya da bugünün Çin'i ekonomi alanda amerikayı zorlamıyor mu? Avrupa birliği bu yüzden krizlerle boğuşmuyor mu?

Bugün yaşananlardan bir kesit alıp şöyle bir kaç asır öncesine döndüğümüzde canlı canlı osmanlı günlerini izleyebilirsiniz.

1500-1600 lü yıllar osmanlının 2-3 asır kesintisiz süper güç olduğu dönemdi. fakat 1700 lere gelindiğinde artık işler değişmeye başladı. Osmanlının bu süper gücü ve bölgedeki kesintisiz hakimeyeti ezik ve köşeye sıkışmış avrupa için yeni arayışları beraberinde getirdi.. Amerikanın keşfi, ümit burnunun keşfi derken avrupadaki bazı devletler osmanlının kontrolünden uzak topraklarda güç kazanmaya başladı.. Çok uzak topraklar olması ise teknolojik alanda devrimler yaşamalarında tetikleyici neden oldu..

İşte osmanlıdan uzak yerlerde güç toparlayıp kendine gelen batı devletleri artık yavaş yavaş gözlerini osmanlı üzerine dikmeye başladılar.

Özellikle 1683 avrupa için yeni bir dönüm noktası oldu. II. Viyana kuşatması'nın osmanlı için hezimet olması arkasından 150 yıllık macaristan toprakların avusturya'nın kontrolüne geçmesi sonun başlangıcı oldu..

Artık 1700 lü yıllar batı devletlerinin osmanlı üzerinde hakimeyet kurma mücadelesine döndü.. Tıpkı sovyetler-amerika arasındaki soğuk savaş gibi dünya üzerinde bir denge savaşı başladı..

Bir tarafta osmanlı imparatorluğu diğer tarafta ise ingiliz krallığı..

İngilizler bu noktada osmanlıdaki hakimiyetlerini artırmak üzerine casusluk ağına önem verdiler. Özel yetiştirdikleri süper zeka çocukları osmanlı topraklarındaki yandaş aileler içine yerleştirip tıpkı bir osmanlı gibi yetiştirttiler.

Öncelikle osmanlı içindeki kendi yandaş azınlıklara maddi destekler sağlayarak satın aldılar. Açtıkları özel okullar ile kendi taraflarına destekleyen yeni nesiller var etmeye çalıştılar.

1800 lü yıllara geldiklerinde yüzyıllık mücadeleleri çabalarının meyvalarını toplamaya başlayan ingilizler 1825 yılında yunanistanın more yarım adasında ilk yunan devletini kurdurttular..

Artık süper güçler arasındaki savaş bitmiş şimdi osmanlıyı yok etme ve islam alemini dünya tarihine gömme zamanıydı..

fakat osmanlı içindeki birliği parçalayamıyorlardı. Hindistandan cezayire kadar müslüman camia hala osmanlıya sadıktı..

En can alıcı nokta ARAP dünyasıydı.. ingilizler bu bütünlüğü damardan zehir ejekte ederek bölmenin çaresini bulmuşlardı. Muhammed Abdulvahab adındaki bir ayyaşa bizzat kendi ajanlarıyla destekleyip her türlü imkana sağlayarak arap dünyanın göbeğinden yeni bir mezhep doğurdular..

Adı vahhabilik olan bu mezhep osmanlıya karşı ingilizlerin yeni silahı idi..

Ciddi maddi desteklerle Vahhabiliği osmanlının sunni inancına tam ters bir şekilde enjekte ettiler. Osmanlının bir çok en temel manevi değerlerine karşı yeni bir akım oluşturdular. 1800 lü yıllar vahhabiliğin olgunlaşma dönemi oldu. 1900 lere gelindiğinde ise artık vahhabilik osmanlıya ihanet edecek güçteydi.

Ve birinci cihan harbi ile artık vahhabi araplar ihanet bayrağını dikip osmanlıya karşı ingilizlerin yanında yer aldılar.. İngilizler ise ortadoğuda yeni bir israil kurmak üzere onlarla ittifak halindeydi.

İşte vahhabi şeylerin yanında her zaman özel yetiştirilmiş müslüman kılıklı ingiliz ajanları onlara yön gösterdi. Ve öyle oldu ki kabede imamlık yaptılar. İngilizlere karşı halkın kalplerini yumuşatmak için çabalarlarken osmanlıya ve türklere karşı düşmanlaşmasına sağladılar..

Hatta birinci dünya savaşında vahhabi araplara dediler ki sizin altınlarınızı türk askerleri midelerine katıp anadoluya kaçırıyorlar. Köpekler gibi saldırıp türk askerlerini şehit etmekle kalmayıp karınlarını deştiler. bir gram altın bulabilmeyi ümit ettiler.. Sonradan yaratılan yeni bir mezhep ve osmanlıya düşman kılabilmek için içine yerleştrilen farklılıklar böyle büyük bir faciaları doğurdu..

Sanmayın ki öyle vahhabiler tonla dolu.. Bir avuçlardı ama bugün ki PKK militanları gibi sesleri davuldan da beter çok çıkıyordu.. Herkes sanıyordu ki bütün arap camiası vahhabi.. Bir avuçlardı ama yaptıkları ihanet tıpkı pkk köpeklerinin yaptığı gibi ortadoğunun kaderini değiştecek düzeydeydi.. tabiki kendileri zararlı çıktılar..

Bugün ortadoğuda ve arap camiasındaki bu ayrımlaşmalar farklılıklar o dönemlerde ortaya atılan farklı mezhep ve etnik grupların ürünü oldu.. Vahhabi arap devletleri ile sunni arap devletlerin ittifak etmesi artık imkansız durumda.. Ya da şii arapların vahhabilerle sunnilere destek olması bir hayal gibi..

En basit filistinde bile vahhabi destekli el-fetih ile sunni hamas-gazze hattı arap dünyasındaki bölünmüşlüğün bir belgesi durumda.. Dün ingilizlerin ektiği bu tohumları bugün israil çok ustaca körüklemekte ve bu taktiklerle ortadoğuda vaad edilmiş topraklarına sahip olmak için adım adım ilerlemekte..

Teknolojinin, internetin ve fiber çağın bu kadar olmadığı hatta hiç olmadı 100-200 yıl önce böyle çok kapsamlı casusluk ağları kurulmuşken acaba sizce bugün hiç mi casusluk yapılmıyor.. Hiç mi istihbarat ağları yok..

Tam tersi, toplum arasındaki kutuplaştırmalar daha da uzmanca yapılmakta. İnsanlar artık çok akıllıca bir şekilde internet üzerinden provoke edilmekte.

Toplumun manevi değerleri en usta şekilde yok edilmeye çalışılmakta ahlak bozulmakta. Televizyon kanalları diziler sinamalar hatta reklamlar tamamen insanları köleleştirmeyi hedeflemekte..

Sağcı-solcu kavgaları, darbeler, iktidarların değişmesi, hatta bizzat amerika tarafından desteklenerek devasa boyuta gelen cemaatlar, atatürk'ün kurduğu partinin başına PKK yandaşını geçirtme operasyonları, Alevi-sunni kavgaları, madımak oteli faciası, 28 şubatlar, turgut özal'ın öldürülmesi, muhsin yazıcıoğlu eşref bitlis gibi isimlerin öldürülmesi vs. vs. saya saya bitmiyecek binlerce operasyon...

Kişinin inancı ne olursa olsun toplumu ayrıştıracak toplumu kutuplaştıracak, bizi bize düşürecek tutum ve davranışlardan uzak durmalıyız. Kendi kendimize provoke edip birilerinin olmasını istediğini yapmamalı onların ekmeklerine yağ sürmemeliyiz.. Bu toplum kimin kim olduğunu çok iyi biliyor..

Yüzyıllardır bizleri kendilerine köle yapmak isteyenlerin her türlü kılıkta karşımıza çıktıklarını herkes biliyor.. Bazen Atatürkçü, bazen cemaatçi, bazen hoca, bazen hacı, bazen kominist, bazen ateist, bazen çorbacı, bazen itfaiyeci bazen doktor bazen hasta bir şekilde bize şirin gözücek her kılığa girip bizi bizden almaya çalıtıklarını asla unutmamalı..

Toplumun manevi değerleri ile dalga geçmemeli onları rencide ederek dış mihraklı insanların kucaklarını oturtmamalıyız..

Şimdi düşünün kabede imamlık yapan bir ingiliz ajanına kızıp islam dinine düşman olunabilir mi? Lawrencelere gösterip islam aleytarlığı yapılabilir mi? Birilerinin kullandığı ajanlar bahane edilip kendi toprağının kendi vatanının değeri ayaklar altına alınabilir mi?

Bunları iyi düşünüp öyle hareket etmek gerekir..

Dün osmanlıyı parçalamak için arapları ayaklandıranlar, bugün ülkemizin elini kolunu tamamen bağlayabilmek için yerli ajanlar yetiştirmiyor değil.. Dünün imkansızlıklarında bunları yapanlar bugünkinin teknolojisi ile daha alasını yapmaktalar.. Dış mihrakların büyütüp yetiştirdiği icraatları ile onların adamı olduğu apaçık ortada olan insanlardan nefret ediyoruz diye kendi halkımıza mı düşman olalım..

Böyle yaparsak o insanların istediğini yapmış olmaz mıyız?

Takip ettikleri insanların dış güçlerin oyuncağı olduğunun farkında olmadan inan temiz anadolu çocuklarını has evlatlarını tahrik etmeden onları provoke edip dış güçlerin kucağını oturtmadan gerçekleri anlatabilmek gerekir.. Sövüp sövüştürmek değil asıl bunu başarabilmektir marifet..

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!

Fazla söze hacet yoktur diye düşünüyorum

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <i> <iframe> <font> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Türban ile başörtüsü farklı mıdır:

Son yorumlar

Biz, Bize Gerici Yobaz Diyenlere Ancak "Deh" Demek İçin Gerisindeyizdir !!

1 . 2 . 3 . 4