Sebetaycılık efsanesi ve satın alınan kalemler..

1800 lü yıllara gelindiğinde artık dünya sömürgeciliğe doymuştu. İşgal edilmeyen toprak kalmamıştı. Şimdi dünyada kurulan yeni sisteme direnen ülkelerin topraklarına göz dikilmişti. Muhtemel olarak kurdukları saltanatı yok edecek yerlerdi hedefleri.. Yani son kale osmanlı..

İlkokuldan üniversiteye tarih adına zihnimiz bilinçaltımız sadece 1915-1923 yılları arasına sıkıştırıldığı ve dünyadan başka hiç birşeyden haberdar olmadığımız için bu yazacaklarımı algılamakta zorlanabilirsiniz.

Evet 1800 lü yıllarda küresel sermaye kök salmış ve yıkılmaz dağ olmuştu. Ve tüm dünyayı işgal etmişler. Ve son kale osmanlıya doğru kuşatmalarını keskinleştirmişlerdi.

Geçen yüzyıl içersinde yani 1900 e gelindiğinde osmanlı son direnişini gösteriyordu. İşte bu direnişte dev osmanlı kalesinin kapılarını açacak hainleri içeriden satın aldılar.

Küresel sermayenin paraları ile dünün kısa donluları beş para etmezleri beslenmeye başladı. Ayaklar baş olma yolunda ilerliyordu.

Bugün bir efsane gibi lanse edilen beyaz türkler satın alınmış hainlerden ibaretti o günlerde. Küresel sermaye önce devşirme sistemi kurdu. Azınlık ve gayri müslimlerin oldu yerlerde okullar açtılar. faaliyetlerde bulundular. Kendilerine biat edenlere paraya şana şöhrete makama boğdular. Adım adım ilerlediler.

Küresel sermaye osmanlıyı içeriden yıkmak için yüzyıllardır osmanlının ekmeğini yiyen osmanlının himayesine giren toplulukları satın aldı. Onları en temelden ajanları aracılığı ile cocukluktan alıp yetiştirdi. Birgün olacak büyük savaş için silah kuşandırdı.

Adım adım ilerlediler. 1908 yılına gelindiğinde şu an meşhur olan parelel devlet kavramını o gün de inşaa etmişlerdi.

kaleyi içeriden yıkacaklardı. ve ardı sıra bitmez saldırılar başladı. sonuçta yere göğe sığdırılamayan sebateistler.. beyaz türkler peydahlandı. Bunların tamamı dış güçlerde yetiştirilmiş beslenmiş uşaklardan ibaretti..

Onlar tıpkı tiyatro sahnesinde oynayan oyuncular gibiydiler. Ellerine tutuşturulan rolleri gerçekleştirdiler. Hiç bir şeyi akıl edebilecek kapasiteye bile sahip değillerdi. Herşey dışarıdan geldi. para, fikir, teknoloji, eğitim.. vs. vs. herşey ama herşey..

onlar sadece rollerini zoraki oynayabildiler. Sonuc gafil avlanan bir topluluk.. ne de olsa biz onları himayemize almış sahip çıkmış yüzyıllardır arka çıkmıştık. hiç düşmanlarımızın paraları sıcak gelip vefasızlık yapabileceklerini düşünemedik. ihaneti hiç akıl bile edemedik.

hala da akıl edemiyoruz. mantığımız almıyor. nasıl olur algılayamıyoruz. çünkü tarihi bilgimiz 1915 ile 1923 yılları arasında sıkışmış durumda. Daha anaokulundan üniversiteye sadece o 7-8 sene en mükemmel şekilde anlatıldı... ama hiç küresel sermaye anlatılmadı. dünyada dönen dolaplar dile bile gelmedi. Biz hiç bilmedik bunları.

Düşmanlarımız hep içeride olarak gördük. Sarıklılar cübbeliler temiz yürekli insanları düşmanlarımız.. Bizi hep onları hedef gösterdiler. Düşman osmanlıydı. Onu ezberlettiler. Hain olan padişahtı. Biz hep böyle bildik. Kötü olan hep bizdik.. tarihimiz ecdadımızdı.

neyse.. efsanelerle ninnilerle büyüdük.. hala da öyle gideceğe benziyoruz.

yine de acabaa diye düşünmek lazım.. efsaneler ve gerçekler.. hiç bir şey zannettiğimiz gibi olmayabilir..

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <i> <iframe> <font> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Türban ile başörtüsü farklı mıdır:

Son yorumlar

Biz, Bize Gerici Yobaz Diyenlere Ancak "Deh" Demek İçin Gerisindeyizdir !!

1 . 2 . 3 . 4